AHİ

EVRAN

AKTÜEL 

6

Makale

Âşık Paşa, Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde Anadolu’da 

yetişen mutasavvıf, şair ve velîlerinden. Anadolu’da Türk dili-

nin gelişmesi ve yayılmasına büyük hizmetler eden, bu uğur-

da ölümsüz eserler veren bir edip ve bilinçli Türkçeciliğin ön-

cüsü bir kişi. 

1272 (H. 670) yılında Kırşehir’de doğan Âşık Paşa, tanınmış mu-

tasavvıf Baba İlyas’ın torunudur. Baba İlyas, XIII. yüzyılın başla-

rında, birçok Türk bilgini gibi, Orta Asya’daki Horasan Türk böl-

gesinden Anadolu’ya göçmüş, Kırşehir ve çevresindeki Türk-

men oymaklarının şeyhi olmuştur. Onun Şemseddin Mahmud, 

Muiziddin Ali, Ziyaeddin Halis, Muslihiddin Musa (Muhlis Paşa), 

Ömer ve Yahya adında oğullarının bulunduğu, bunların her bi-

rinin Selçuklular devrinde önemli devlet işlerinde yer aldıkla-

rı bilinmektedir. Oğlu Muhlis Paşa, Osman Gazi’nin güvendi-

ği ve saydığı adamları arasındadır. Kırşehir’de yerleşen Muhlis 

Paşa’nın üç oğlundan en büyüğü Alâeddin Ali’dir. Bu yüzden 

Alâeddin Ali, baş ağa, yani en büyük kardeş olarak tanınmıştır. 

“Baş Ağa” adı zamanla Beşe, sonra da Paşa olarak söylenmiş; şi-

irlerinde “Âşık” mahlasını kullandığı için de asıl adı unutularak 

“Âşık Paşa” adı ile ünlenmiştir. Bir başka rivayete göre ona Paşa 

lakabını Osman Gazi bizzat vermiştir.

Onun, Kırşehir civarındaki Arapkir’de doğduğu, baba ve anne 

tarafı bakımından devrin hatırı sayılır ailelerine bağlı olduğu 

bilinmektedir. Babası Muhlis Paşa, Baba İlyas’ın oğludur. Kemal 

Yavuz, Baba İlyas’ın, öğrencilerinden Baba İshak’ın çıkardığı is-

yanda onun dahli olmadığı görüşündedir (Yavuz 2000, XXVIII). 

Mertol Tulum’a göre, Muhlis Paşa 1237-1284 yılları arasındaki 

II. Gıyaseddin Keyhusrev, İzzeddin Keykavus, II. Alâeddin Key-

kubad, IV. Rükneddin Kılıçaslan ve III. Gıyaseddin Keyhüsrev 

zamanlarının kargaşalarını gördü ve ömrü mücadelelerle geç-

ti (Tulum 1997, s. 85-86, 961-977). Aşık Paşa, babasının vasiyeti 

üzerine Dedesi İlyas Paşa’nın halifesi olan Şeyh Osman’a intisap 

etmiş ve onun kızıyla da evlenmiştir. Aşık Paşa’ nın eşinin adı-

nın Hacı Hatun olduğu, Elvan, Selman (Süleyman), Hasan Can, 

Kızılca adında oğulları, Melek Hatun adında kızının bulunduğu 

elde edilen belgelerden ve mezar taşlarından anlaşılmaktadır. 

Âşık Paşa, din ve tasavvuf bilgilerini Şeyh Osman ve yine Kırşe-

hirli Şeyh Süleyman Türkmanî’den öğrenmişti.

 

Fakat o, asıl mürşidinin ve kendisine Âşık adını mahlas olarak 

verenin bizzat “Hızır” olduğunu belirtmektedir:

Hıdan açıldı bana uşbu haber

Dâd-ıla buldum duhâ-yı mu‘teber

Rı revâ gördi vü gösterdi resûl

Bu işâret oldı cânumda kabûl

Hı vü dâd u rı birikdi oldı ad

Bana ol addan açıldı uşbu dad

Gösteren oldur bana bu genci ol

Ma’nadan açıldı bana bu toğru yol

Gördüm ol gözgüden uşbu yüzi ben

Ol kitabdan okıdum bu sözi ben

Ol kulavuz oldı bu yolda bana

Eytdüm âhir hâlümi önden sona

Ol irürdi bini uşbu menzile

Vasf-ı hâlüm uş kamu geldi dile 

(Yavuz 2000, XXX-XXXI).

Âşık Paşa ve Edebî Kişiliği

 Yrd. Doç. Dr.  Mahmut SARIKAYA 

Ahi Evran Üniversitesi 

Fen-Edebiyat Fakültesi

Öğretim Üyesi